26 Şubat 2019 Salı

Eureka!

Siz aşka inanmayanları bilirim
Mavi tuvallerinizin ardında
Martılara ekmek sallarsınız
Sonra yatak döşek dinlemeden
Evlerinizde , vahşi bir keyifle
Kadehten kana kana
Karga kanı yudumlarsınız
Gözü şaşı , talihi bedbahttır
Tüm bu sevda yoksunlarının
Bilmezler elbet birgün
Çalar art arda kapılarını
Bataklıktan hortlamış gönül soytarıları
Hem insanın doğası gereği
Sözüm ona insan mahlukatı
Hem hoşlaşmalı hem anlaşmalı
Doğası gereği böyle olmalı
Ölüsünü görmeden dirisi hayat bulmalı
Başka bir gaye var mı yok , yorma nefesini
Bin yüz yıllar önce milet kıyılarında
Iki dost yordu da ne oldu kendini
Dalgalar aldı götürdü
Yerlerine yeni dostlar
Sularına yeni akarsular geldi
? ¿ ? ¿

Toprağı mahsen eyledin mi
Dediler göğe çıkacaksın
Onun huzuruna
Kâh en yüce olursun ona
Cennetin gül kokulu şaraplarından tadan
Kâh en günahkâr
Alevler içinde onun emriyle kavrulan
Ecelinle korkun da bu yüzdendir
Şiirlere sığmayan aşkın da
Yoktan var eden , hayali hükümdarına
Halbuki o değilmiydi kötüye de
İyiye de kendi nefsinden bağışlayan
İpler onun elindeyken
Biz kuklalar mıyız yanacak olan?
Kapılar ardında bir bilmece
Çözümü mümkün olmayan
Öyleyse söyle , nerede seni yaratan?
Yazan yöneten ve oynayan?